30 Temmuz 2012 Pazartesi

Kocaman Bir Mutluluk :) (Düğün Ankara)

Evlendim ben , hem de çok şükür sorunsuz, güle oynaya :) Allah herkese böylesini nasip etsin inşallah...

İki düğün yaptık, ama 4 gün 4 gece oynadık :) yollarda gittik geldik yorulduk , ama çok güldük :)


Ben gelin olmadan evimiz gelin evi oldu, Esma ablam 1 gün önceden morlu beyazlı tüllerden diktiği süsleri kapıp geldi :) Asansör kapısına bile süs hazırlamış :) (Bu kısım için fotoğraf çekmiştim ama bulamadım, daha sonra ayrı bir yazı yazayım, çünkü Esma ablam sağolsun çok uğraşmış emek vermiş, çok güzel şeyler çıkmış ortaya)


Kapımız süslenir süslenmez başladı düğün bizim evde. Evimiz kalabalıklaştı, sofralar kuruldu, canım dayım sazını alıp güzel sesiyle şenlendirdi evimizi.

Düğün sabahı önce salona gittik mor peçetelerimizi, mor tülle keselenmiş kuruyemişlerimizi, dans şarkımızı, anı köşesi için hazırladıklarımızı bırakıp kuaföre koşturduk. Kuaförde epey bir soruldu "sen neden bu kadar rahatsın" diye . E rahattım işte ne bileyim :) Gözde'yi de şaşırtıyordu zaten düğün öncesi rahatlığım. Önceden saç makyaj provasına falan hiç ihtiyaç duymadım, kuaförümle modele tam da saçım yapılırken karar verdik :) Nişanımda yapılan saçım gibi yan tarafa toplansın istiyordum zaten ( en azından Ankara için bir fikrim varmış bak, Samsun için o bile yoktu :) ), ama nişan saçımdan farklı oldu ve daha toplu bir model olduğu için rahat ettim .



Ankara'da tam da istediğim gibi bir gelin oldum . Ametist taşlı takılarımı taktım, mor ayakkabılarım, mor tülden tarlatanım , elimde kendi yaptığım soğuk seramik gelin çiçeğim, olabildiğinde sade bir makyaj (yine de çok sade olamadı) ... Gelinliğim ışıl ışıl, bol tüllüydü :) savura savura oynadım :)


Ankara'da ki düğünde epey bir dans parçası çaldılar, eyvah insanlar sıkılacak , ee ben oynamak istiyorum yaa, e ne zaman oynayacağız diye düşünürken sonradan baktım ki iyi bile olmuş, çünkü bu sayede sevgilimle, kuzenlerimle, babamla, amcamla, dayılarımla falan bol bol dans edebilmişim ne güzel :) Kuzen Can'ın dediğine göre gelinle dans etmek önemli bir şeymiş, herkes ona bakıyormuş falan :) 


 Ankara'da düğün bir süre sonra kına gecesine döndüğü için gelinliğimi çıkartıp bindallımı giydim, oynadık da oynadık :) Kına taçlarını iyiki almışız çok güzel durdu, e bir sürü güzel kız vardı etrafımda :) Kına mumlarımın sayısını iyiki artırmışım, üşenmeyip oturup yapmışım iyiki, çünkü arttırdığım hali bile zor yetti. Ama çiçekli kuru kınalarım epey bir arttı :) 2 kına gecesi daha yapılır bence onlarla :)  Düğünlerde düzgün organize olabilmek çok önemliymiş , neredeyse takı kurdelelerimiz bulunamayacaktı, ayy yetmedi dediğimiz kına gülleri de açılmamış paketler halinde eve geri geldi o_O

Ankara'daki gelin arabamızın plakası tesadüfen "HA" (yani hakan & ayça :)) olarak denk geldi. Yorgunluktan bitmek üzereyken son pozumuzu gelin arabamızla verip plakasını anılarımız içine saklayalım istedik.


Düğün bitip eve geldiğimizde herkes Hakan'ın oynadığı harmandalıyı konuşuyordu, halbuki ben gelin olmuştum birinciliği kaptırmamam gerekiyordu ama oldu bi kere napalım :)

Devamı Samsun düğününde :) Acemiliğimizi ilk düğünde attığımızdan mıdır nedir, o daha eğlenceliydi sanki :)

( Maşallah bize bu arada :)) )


14 Temmuz 2012 Cumartesi

Kına Gecesine Hazırız :)

Çok çok az kaldı, ama çok şükür eksik kalmadı , biraz kalsaydı da bir şey olmazdı bence :)


Kına için kına tepsisi, kına sepeti ve kına mumlarımı daha önce eklemiştim :) Mor mor çok hoşuma gidiyorlar benim :)


Kına Başlıkları : 

Ben bu süslü taçlardan almayı hiç düşünmüyordum, annemi de vazgeçirmiştim. Ama çok çok çok yakın arkadaşım Deniz'imizin kınasında da kullanıldığını görünce tekrardan heveslendi :) E İlk İstanbul ziyaretinde Eminönü'ne gidilip alındı tabi :) Neyseki aldığım taçları çok severek aldım, çiçekleri renkleri tam benlik :)



Farklı olsun diye 5 tane taşlı, 5 tane de incili taç aldım , bakalım bunlar kimlere gidecek :)



Bu da benimki :) Bindallımın üzerine takacağım fes oluyor kendisi :) Arkasında düz beyaz bez gibi bir şey vardı. Kınaya günler kala arka kısmını çıkartıp, bu simli beyaz kına duvağını diktik. Kına duvaklarını hemen her renkte bulmak mümkün ve ışıl ışıl duruyorlar.



Kuruyemişlerimiz de hazır :)

Önce poşetlenip sonra tabiki de tülden mor keselere kondular :) Morun rengi yine fotoğraflarda, olduğundan farklı çıktı ...



Gelinin başına atılacak olan örtü mutlaka kırmızı olmalıymış , mora eflatuna dönemeyen tek şey o oldu galiba :) 


Bunlar da ellerine kına yakmak isteyen davetlilere verilecek olan avuç içine takılan güller ...



E şimdi yaş kına dağıtacağız da kuru kına dağıtmayacak mıyız ? Dağıtacağız tabiki de hem de çiçekli çiçekli morlu pembeli beyazlı :)



Kınaya ( kına ilk düğünün içinde olacağı için dolayısıyla düğüne) sadece 2 gün kaldı :) düğün öncesi bu kadar :) İnşallah her şey gönlümüze göre olur...  Şimdiye kadar şansımız açıktı, hep istediğimiz gibi oldu, böyle devam edelim inşallah... Darısı tüm isteyenlerin başına


13 Temmuz 2012 Cuma

Anı Köşesine Gözde'nin Eli Değdi :)


E karar verildi süslü defterimiz salona gitmiyor, yerine çözüm olarak da çok beğendiğimiz şuradaki kutuyu seve seve aldık :) Madem kutumuz var, küçük kartlara ihtiyacımız vardı doğal olarak :) Gittim mor ve krem rengi kartonlardan küçük kartlar kestirdim , getirdim. Daha sonra aklıma daha önce bir lokantanın verdiği kartlar geldi (1 yıl oldu herhalde, Kayseri Mutfağı vermişti bir sürü boş beyaz kart, sanırım yemek tarifi yazalım diye dağıtıyorlardı. Tabi ben hiç yemek tarifi yazmadım ama bol bol resim falan yaptım onların üzerine :) ) O kartlardan kalanları da ekledim renkli kartlarımıza, sonra yeni soru çıktı ortaya. " Eeee ben bu kartları neyin içine koyacağım , öylece masada mı duracaklar ?"

İmdada Gözde ( sevgili kardeş :) ) yetişti. "Eee o kayseri mutfağı kartlarının kutusuna koy işte..." şeklinde :)



Ben nasıl olacak nasıl duracak diye düşünürken kendisi bir güzel kapladı süsledi ve bir miktar kartla birlikte bu güzel görüntüyü ortaya çıkarıverdi :) ( buradan kendisine çok çok teşekkürler, öpücükler :) )


E o bu güzellikle uğraşırken ben boş mu durdum, durmadım. Hiç aklımda olmamasına rağmen oturup kalem süsledim. Neden ? E çünkü güzel güzel süsler ortaya dökülmüştü bir kere Gözde için :) A bu buraya olur, şu şuraya olur derken kalemlerden birine bir tüy bir kelebek tutturuverdim hemen :) ( Süslemeyi hiç düşünmüyordum, sedef rengi dümdüz iki tükenmez kalem almıştım daha önceden)



Kalem de süslenince ayy mükemmel oldu hadi fotoğraf çekelim dedik :) Ve Anı köşemizin sevimli elemanlarını bir araya toplayıverdik :) ( defteri niye unuttum bilmiyorum :( )



Şimdi ben bu fotoğrafa baktım baktım vee yeni bir soru işareti ? Eee kalem böyle mi duracak o_O  Hemen soğuk seramik hamuruma sarıldım, kalemimizi ayakta tutacak bir şey ( adı ne bunun kalem ayaklığı mı ??) yaptım :) Kendisi bir güzel kurudu , pek de güzel oldu ama elbette böyle kalmayacak . Sedef rengine boyanıp bir iki de küçük süs çiçek falan eklenecek kendisine . E önemli bir görevi olacak sonuçta dimi :)


Gerisi artık sevgili davetlilerimize kaldı, lütfen masanın yanından boş geçmeyin de bir iki satır yazı, ya da ne bileyim en azından bi çiçek böcek bişi çizin atın kutuya, bakarken mutlu olalım :) (  Ebruu, sana diyorum mesela ;) )


Not : kimse düğüne 3 gün kaldığını söylemesin, heyecan falan yapabilirim ^_^

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Takı Kurdelelerimiz :)



Düğüne son 5 gün :) Evin içi süslü püslü şeylerle doldu. Esma ablamdan gelen kuşların (şurada geliş hikayeleri var) bir çifti takı kurdelelerimize konuverdi :)

Kuşlar gibi benim takacağım kurdele de mor :) Zaten her şey mor :)

Ben lise mezuniyetimde de üniversite mezuniyetimde de mor giymiştim ( ikisi de tesadüf, renkleri özellikle seçilmiş şeyler değildi ). Normal hayatta aslında düşününce mavi, yeşil gibi renkler kullanmayı daha çok seviyorum diyorum, ama ametist taşını takmayı çok çok sevdiğim için bir dönem farkında olmadan baya bir mor ağırlıklı giyinmişim :) Düğün hazırlıklarına başlamadan önce hatta daha nişanlanmadan bile önce "ben ilerde düğünümde mor ayakkabı giysem olur mu ?" diye dolanmaya başladım, çünkü  lise ve üniversiteyi bitirdiğimde hayatımda yeni dönemlere geçiş yaptım sonuçta ve üzerimde morlarla kendimi çok iyi hissettim. E bu yepyeni bir dönem sonuçta, morlarım yanımda olsun da kendimi daha da iyi hissedeyim bana uğur getirsinler dedim :) .

Annemden epey bir süre onay alamadım tabi :) Sonra "ayakkabı tamamen mor olmaz annecim ama üzerinde bi aksesuarı falan mor olsun tamam" dedi :) Gerisi çorap söküğü gibi gelmeye başladı :) Bu arada ayakkabı mor mu ? Hem de mosmor :)




9 Temmuz 2012 Pazartesi

Eski ve Mavi...


Bu kolye ucunu bana büyük halam verdi , yeni değil 5-6 yıl oldu, belki daha da fazla. Kendisi genç kızken almış bunu, hatta atmayayım şimdi ama ilk maaşıyla falan olabilir :) Sadece serçe parmağıma olabilen bir yüzüğü de var ( onun fotoğrafını çekemedim çünkü eşyalarımın büyük bir kısmı yanımda değil, eee düğüne azıcık kaldı :) ) 

Ben bunu kutusunda sakladım da sakladım, takmaya hiç kıyamadım, çok sevmeme rağmen elim hiç gitmedi niyeyse. Ama ne zamanki evlilik kararı alındı, detaylar düşünülmeye başladı, "ayy ben bunu üzerimde mutlaka taşımalıyım düğün günü" dedim. 

4 yapraklı yonca da diğer halamın uğurudur, ne zaman aile içinde oyun oynasak işler kötü gitmeye başladığında çiziverir puan kağıdına 4 yapraklı yoncasını :)  

E şimdi hem nazar boncuğu gibi mavi, hem 4 yapraklı yonca, hem üzerinde kelebekler uçuşuyor, hem de güzel mi güzel :) Kararımı verdim yani düğünümde mutlaka üzerimde olmalı.

Sonra "Gelinlerin Savaşı" filmini izlerken farkettim ki aslında yabancıların (tam olarak kimlerin bilemiyorum :)) düğün geleneğini gerçekleştiriyormuşum , en azından bir kısmını :) Gelinler düğünlerinde üzerlerinde eski, yeni, ödünç alınmış, ve mavi şeyler bulundururmuş ve hepsi de ayrı güzel şeylerin simgeleri, şurada detayları var.  E şimdi bu güzelim kolye sayesinde hem eski, hem de mavi şey tamam. Yeni bir şey desek her şey yeni. Ödünç bir şey mi arasam düğüne günler kalmışken napsam :))


Gelinlerin savaşı filminin eski ve mavisi bu minik çiçek tokaydı. E şimdi benim kolye ucum daha güzel, daha anlamlı değil mi ama :)

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Ziyaretçi ( Anı ) Defteri Yerine


Düğüne gelenlerin duygu ve düşüncelerini yazabilecekleri defterimizi daha önce şöyle hazırlayıp şurada da blogumda paylaşmıştım zaten :) Sonra da bir güzel "aaa ben bunu düğün salonuna falan götüremem, tebrik ederim hayırlı olsun cümleleriyle hemen doluverecek defterimiz" demiştim ve düğünü beklemeden defterimizi ortaya çıkarıp isteyenler uzun uzun yazsınlar , hatta isteyenler resim falan yapsınlar dedim. Defterin içi keyifli güzel anılarla dolmaya başladı bile, gerçekten çok keyifli oldu ( duygulanıp ağlamayayım diye başta anneminki olmak üzere bazı yazıları okumadım düğün sonrasına saklıyorum)

E defter güzel oldu, yazılar çok içime sindi, sıra geldi defterimizin ulaşamayıp da düğüne gelecek arkadaşları düşünmeye. Onların da küçücük de olsa bıraktıkları bir anı yazısı olsun istedim. Salonun girişine konulan küçük bir masaya küçük süslü bir cam fanus ve renkli küçük kartonlar, renkli kalemler koymayı düşündüm başta. Böylece isteyenler küçük kartonlara yazılarını, tebriklerini yazıp fanusa atabilirler, ben de sonra onları defterimize yapıştırırım dedim. Ama sonra English Home'da bu kelebekli, cam kapaklı çok beğendiğim kutuyu buldum ( Fiyatı da tam olarak kartımdaki puanlara denk geldiği için hiç düşünmeden alıverdim :p ). Cam fanus yerine bu kutu daha şık duracak bence :)




Düğüne az kaldı ya sürekli tetikteyim eksik bir şey var mı diye. Düşündüm de mor peçetelerimiz eksikti o_O Düğün salonunun peçeteleri bordoydu, ben " e ama her şey mor oldu bu kırmızı, bordo da neyin nesi " diyince, düğün salonundan " mor peçete bulamayız, beyaz yapalım ozaman" şeklinde cevap geldi. E tamam beyaz olsun, o da olur ama bu mor peçeteler çıkıverdi karşıma :) Kipanın kendi ürünü , büyük boylar ( 40x40), hem mor hem de gayet kalınlar kumaş gibi. 50 tanesi 4,90, hemen her rengi var. Yani kimse "ayyy düz sarı peçete nerden bulayım, fıstık yeşili peçete nereden bulayım " demesin :) 6 paket kaptığım gibi getirdim eve :) İşin ilginci , gören duyan kimse "ayça peçeteye niye para verdin, ay bir kere kullanılıp atılacak, e beyaz olsa noluyodu yani" gibisinden cümleler kurmadı, buradan öpüvereyim hepsini :)


Not : çektiğim hiç bir fotoğrafta morlar olduğu gibi çıkmıyor hep başka tonda görünüyor malesef.

2. not :) : Bu küçük ziyaretçi notları atılabilsin diye beyaz güzel kafeslerin de kullanıldığını gördüm bir yerde, ama ben uygun kafes bulamadım, bulduklarımın yanları çok genişti notlar dökülebilirdi. Ama gerçekten çok şık bir çözüm olabilirdi o da.

6 Temmuz 2012 Cuma

Esma Ablam'dan gelen düğün süslerim :)



Tuğba Canyurt'un yaptığı morlu keçe kuşları gördünüz mü ? Ben gördüm, ve gözlerimi alamadım. E nasıl beğenmeyeyim çok güzeller, çok sevimliler, tabi bir de morlar ( Ankara'da ki düğünde ben dahil her şey mor olacağı için :) ) 

Neyse taktım kafaya, e hazır Ankara'da da, ben kesin gidip bir çift alıp takı kurdelelerimize (benimki mor, hakan'ınki beyaz) dikeceğim diye. Ben böyle gidip keçe kuş almalıyım diye dolanırken Esma ablam duydu sesimi ( şu güzelim önlükleri diken yetenekli bayan oluyor kendisi) "Ayça sen çiz ne istiyorsan ben dikeyim olur mu, sana bir şeyler yapmak istiyordum, düğünün için bir şeyler yapmam gerek dedi". Aldım kağıt kalem, mükemmel çizim yeteneğimle :p çiziktiriverdim hemen. Benim çizimimden anlaşılabildiği kadarıyla (çok güzel yaptığına göre demekki çok güzel çizip anlatmışım bence ;) ) yapmış kuşlarımı , yetmemiş kolye falan da yapmış onlara :)



Hem de bir sürü :) Eve geldiğimde sadece 1 çift değil 5 çift gelin damat kuş beni bekliyordu :) Sağolsun tek tek minik minik uğraşmış kuşlarla.





Düğünden iki gün önce gelip evin kapısını süslemek istedi, önden bu güzelim kapı süsünü hazırlayıp getirmiş, "ben gidip mor beyaz tüller alayım o gün için " dedi :) 



Hızını alamamış olacakki, evimde kullanmam için de bu iğnelik adamı yapmış, benden de bu adama bıyık eklememi istedi :)


Ben hepsini çok çok beğendim, ellerine sağlık. Düğün vakti yaklaşıp telaş arttıkça etrafta böyle güzel insanlar görmek çok güzel oluyor. Tuğba Canyurt'a da ayrıca teşekkür ediyorum, düğünüm için istediğimi duyduğunda hediye etmek istedi bir çift kuş, almaya gidemedim ama almış kadar mutlu oldum :)

Bu arada hala dans şarkımız yok bizim >_< (son 10 gün)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...