30 Ağustos 2012 Perşembe

Rapsodi Mobilya Mağdurlarıyız Biz...

Bu blogu hayatımızı güzelleştirmek, renklendirmek için yaptıklarımızı paylaşayım diye açmıştım, ama malesef her şey güzel gitmiyor ve bizim hayatımızda son 3 aydır "Rapsodi Mobilya" isimli bir çirkinlik var. Sorunlarıyla, ilgisizliğiyle, her gün yeniden verilen boş sözlerle, yeri geldiğinde müşteri terslemeleriyle hayatımızda yer almış bir çirkinlik...

16 Ağustos 2012 Perşembe

Nikah Şekerlerimiz...

Nikah şekerimiz bence özel olmalıydı, ve mutlaka olmalıydı. Daha önce evlenen Edoşum nikah şekeri vermedi (en azından bana vermeliydi yaa) diye üzülmüştüm, e şimdi kendim vermesem kendime çok ayıp ederdim bence :) E peki ama nasıl olacaktı nikah şekerlerimiz ? Öyle çok sade klasik şeyler istemiyordum, buzdolabı magneti olsun istemiyordum ( insanların dolaplarının üzeri nikah şekeri doldu bence zaten), deniz kabuğu falan da istemiyordum ( halbuki çok seviyorum, ve bundan 7 yıl önce ilk buluşmamız deniz kabukları sayesinde olmuştu, ama şimdi nikah şekerlerinin çoğu deniz kabuklu). E biraz renkli de olsun , çiçekli olsun derken, e madem özel olacak oturur kendim yaparım (zaten e ben bunu yaparım demekten bi hal oldum, yeni bir şeylere başlamayayım diye düğün günü gelsin istiyordum artık :) ) dedim. Sonra da minik bir saksı içinde çiçekler ve şekerler olsun istedim. Ama minik saksı bulamadım :( Epey aradım, gezdim dolaştım, mailler attım, sosyal medyadan yardımlar istedim... Minik saksılar hep hazır yapma çiçekliydi zaten, Türkiye'de üretilmiyormuş Çin'den hazır çiçekli geliyormuş. En küçük saksı kaktüs saksısı diye buldabildiklerim oldu ama yeterince minik değillerdi. Sonra kocaelinde bir nikah şekeri firmasının sitesinde buldum. Buldum ama maillerime telefonlarıma cevap alamadım, hevesim kaçtı vazgeçtim. Olmayıversin şekerimiz n'apayım dedim.

Ben böyle nikah şekeri alım ve yapım olayından vazgeçip diğer düğün hazırlıklarına odaklanmışken, seramiklerimi fırınlatmaya gittiğim yerde, köşeye konulmuş bir kutunun içinde bir sürü minyatür toprak kapla karşılaştım. Antalya'dan geldiğini, söylediler hepsi el emeğiydi yakından bakılınca kalıp olmadığı çok belli. Minik, sevimli, el emeği toprak kaplar... İşte aradığım şey :) Birer örnek satın alıp , minik sepetleri kullanmak konusunda Hakan'dan da onay alınca :) 200den fazla minik toprak sepet Antalya'dan bize geliverdi ( önceden böyle bir şey aklıma gelmiş olsaydı kesin oturup sepetleri de kendim yapmaya kalkardım, Allah'tan geç karar verildi de bir de onlarla uğraşmadım :) )


Nikah şekeri malzemelerini Eminönü'nden aldım. Toprak sepetlerime uygun minik çiçekler, şekerleri koymak için de raket denen malzemeden aldım, çünkü herkes şekerlerini yesin ama nikah şekerimizin güzelliği bozulmasın istiyordum :) Nikah Samsun'da ki düğünün içerisinde yer alacağı için konsepte uygun bembeyaz çiçekli şekerler hazırlamak istedim. Samsun'a gelemeyecek yakın çevrem için de Ankara'nın konseptine uygun mor renkte 60-70 tane kadar ayrı şeker hazırladım.


 



Şekerlerimiz tamamlandıkca mutluluğum arttı :) Son anda bu kadar şekeri zor yetiştirirmişim ama gerçekten, iyiki Gözde varmış da yardım etti.


İçlerine şekerleri son 2-3 gün kala alıp yerleştirdik, taze kalsın herkes güzel güzel yesin diye. Halamın bastırıp getirdiği "Teşekkür ederiz" kartlarını da bağlayınca işlem tamamlandı ,şekerlerimiz bir güzel kutularına yerleşti :)



Şimdi gittiğimiz evlerde nikah şekerlerimizi görünce çok mutlu oluyorum :)

( NOT : Bu nikah şekerlerinden (istediğiniz renkte hazırlanabilir) sipariş vermek için hayatisusle@gmail.com adresine mail atmanız yeterli)

9 Ağustos 2012 Perşembe

Kocaman İkinci Mutluluk (Düğün Samsun)

Çok şükür her şey o kadar güzeldi ki, bunları paylaşayım diye değil de sonradan okuyup okuyup mutlu olayım diye yazıyorum :) O yüzden biraz uzun oldu :)

Ankara'daki düğünü bitirip yorgun bir şekilde eve dönünce ( ben eve değil, rahat uyuyayım diye karşı komşumuza geçtim, zaten son 4 gün öyle yapmıştım :) Buradan Gülten Teyzeme teşekkürlerimi sunayım, Seda'yı öpeyim :) ) hemen ertesi sabah yola çıkmak için hazırlıklar tamamlandı. O yorgunlukla sabah geç uyanırım diye beklerken erkenden ( saat 8miydi hatırlamıyorum ) uyanıverdim. Sessizce bizim eve geçeyim diye kapıyı açınca koridor da minik kuzenim Malik'i gördüm :) Sonradan baktım ki tek erkenci ben değilmişim, sofra hemen hazırlandı kahvaltı yapıldı, Hakan, eniştesi ve kuzeniyle geldi derken Samsun yolculuğumuz başladı :)

Keyifli bir yolculuk ve ufak bir Samsun turundan sonra  ( düğün mekanımızı ilk o dakikada gördüm, ve bayıldım :) ) Bafra'ya geçtik. Bafra'da şalvar isimli bu kıyafeti giyip Arnavut gelini oldum ve eğlencelere başladık. Yol yorgunluğuymuş, 1 gün önce düğün yapmışız... oo kim tutar bizi yine durmadık oynadık :)


Bu kıyafeti çok beğendim, giyince de çok mutlu oldum. Gömleğin yakasındaki iğne oyaları çok güzeldi. Samsun'a teyzem ve kardeşimle gittiğim için bu ilk gün ki eğlenceye annemler katılamadı malesef. Beni böyle görsünler isterdim doğrusu. 

Samsun'a bayıldım, çok güzel mekanlar var ama iyi ki fotoğraf çekimi olayını Samsun'a bırakmayıp Ankara'da halletmişiz, çünkü Bafra Samsun arası gidip gelmekten vakit ayıramazmışız. Kuaför için Samsun'a gittik. Tabi ben yine bi rahat bi rahat :) önce teyzemin saçını falan yapın dedim ben bi güzel alışverişe çıktım :) Ankara'da gelin odasında unuttuğum için yeniden ruj aldım, kuaförde unuttuğum için takma kirpik aldım falan :). Akşama gelin olacaktım ama saç modelim hala belli değildi :) Başladım anlatmaya bu kez taç takacağım topuz olsun bence. Mutlaka bukleli olsun yine. Aman sakın tepesini kabartmayın. Lütfen tarakla taranmış gibi olmasın, önleri böyle doğal haliyle toplanmış gibi olsun derken... sonuç benim için mükemmeldi :) Peki her şey böyle yolunda mı gitti ?... Tabi ki hayır , ama takmadık...

O gün bana en büyük oyunu artık şarlatan ismini taktığımız, sevgili tarlatanım yaptı... :)

Ben tabi yine rahat, saçlar sarılmış, makyaj yapılmış ortalarda dolanırken, kuaförüm "e hadi giyin geç kalacağız. Gelinliğini giy hemen saçını toplayayım" dedi. Gelinliğimi giyineceğim ama bi baktık tarlatan yok ortada o_O E nerde bu? arabada mı, kuru temizlemecide mi kaldı ? kuru temizlemeci "yok bana hiç gelmedi" diyor? arabaların bagajları boş ... Annem arandı "aaa ben tarlatanı hiç görmedim, doğru Ankara'da gelinliği paketlerken onu koymadım ben pakete" deyince :) benim tarlatandan umut kesilip hemen yeni tarlatan alışverişine koşuldu :) tabi ful makyaj ve saçlar bigudili :) Samsun sokaklarında koşturup, bulunan gelinlikçiye girilip, "şeyyy, ben akşama gelin oluyorum da, tarlatanım yok beniiiiimmmmm !!!" denildi :) böyle bir durumda tabiki anlayışlı müşteriler bırakılıp hemencecik bizimle ilgilenildi :) Bu tarlatanlar standart zaten denilip, benimkinden daha tüllü, daha süslü olan bir tarlatan kapılıp kuaföre dönüldü :) bitti mi? bitmedi çünkü bence bu tarlatan olayı standart falan değil :) gelinliğimin altına giyilince farkettim tellerinin öncekine göre eksik olduğunu ( normalde gelinliğin eteğini kaldırırken en üstteki telin tutulması yeterlidir, otururken kalkarken, oynarken o üst tel hayat kurtarır bütün o tülleri taşır...) Ama bu kezz, o üst teli bir türlü bulamıyordum, tutmak için resmen eğiliyordum >_<  Tarlatan gitti , tel eklenip geldi :) Hadi her şey hazır derken sevgili Begüm'ün blogunda görülüp ayy süper denilip alınan pembe fiyonklu gelin çorabı, paketten kaçık bir şekilde çıktı (buradan pentiye teessüflerimi ileteyim). Yeni açılmış paketin içinden çıkan çorabın resmen diz kapağından yukarısı kaçıktı o_O Ben tabi yine rahat "aaaa" demekle yetindim sadece :) E etrafımda insanlar şaşkın tabi, canım görümcelerim "Ayça gidip hemen yenisini alalım mı ?" diye soruyor :) "ya iyiyim ya, zaten görünmüyorki" deyip son hazırlıklar tamamlanıp , bu telaşlı kuaför turunu geride bırakıp attık kendimizi yeniden Bafra yoluna :)

Bafra'da davul zurnayla karşılandık (bayılırım düğünlerde davul zurnaya :) ) Sonra konvoy Kızılırmak üzerindeki tarihi bir köprüde (ismini unuttum ama, köprüden geçti gelin türküsündeki köprüymüş) durdu. Köprüyü yürüyerek geçip , adet üzerine dilek tutup köprüden suya taş attık  :)


Nikah kıyılırken epey güldük :) Nikah memurumuz süperdi, nikah bile çok eğlenceliydi :) Kuzenimin (Hüseyin) verdiği gazla, Hakan'la aramızda geçen bir evlilik cüzdanını birbirimize kaptırmama çabamız var ki, videoda izleyip izleyip gülüyoruz :)

Sonrası oynamaca eğlenmece :) Hiç durmadan oynadık, e önceki düğünden tecrübeli olunca düğünün ortasında topuklularımı çıkartıp düz tabanlara geçtim. Bir sürü gelinlikli minik nedimem (hepsine mucuk mucuk :) ) vardı, hiç birimizin pili bitmedi :) 

Ben böyle oynayıp eğlenirken tarlatanım yine yaptı şarlatanlığını , gelinliğimin altından telleri çıkıverdi. Bir süre telleri sokuşturma çabalarından, sonra çıkarttık telleri (o hallerimizde çok komik, videoyu izlerken resmen bekliyoruz bak şimdi teller çıkacak, bak gelinlik dağıldı diye) :) telsiz ve düz taban rahat rahat hoplaya zıplaya oynarak tamamladım 4 günlük oynamaca, koşturmaca sürecini :)

Not: Gelin çiçeğini Merve (küçük görümcem) yakaladı , halbuki sırada başka bekleyenler vardı, ayarlayamadık o_O. Mor ayakkabım Ankara'da, beyaz ayakkabım Samsun'da kaldı, yani silinen isimler konusunda henüz bilgi sahibi değilim ^_^ İsteyen herkes tez vakitte evlensin İNŞALLAH :)

Eğlenerek geçiriğimiz bu mükemmel 4 günde önce anne babalar , sonra kız kardeşler olmak üzere emeği geçen herkeslere teşekkür ederim :)

Güzel başladı, güzel devam etsin inşallah...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...